Eğitim Modeli
Programın eğitim modelinin en önemli bileşeni bir yandan eğitim sektörünün, öte yandan da inşaat sektörünün ve mimarlık formasyonunun son dönemde yaşadığı evrensel dönüşüm eğilimleriyle uyum içinde bulunması olacaktır. Yeni eğilimlerin anahtar kavramı "esneklik"tir. Gerek formel (akademik örgütlenme, eğitim planı, ders, seminer ve atölye formatları, proje tanımları vs.) gerekse de içerik (işlenen konular, bilgi kümeleri ve silsileleri, problem tanımları, işlenen ve geliştirilen yetenek türleri vs.) açılarından permütasyona ve alternatif deneyimlere açık bir pratik olarak kurgulanması, modelin ayırdedici çıkış noktası olacaktır.


Atölye Sistemi
Bu genel perspektif içinde önerilen modelin birinci hedefi, eski modellerin birbirinden ayrıştırdığı, hatta kutuplaştırdığı farklı beceri türlerini bütünleştirmek olacaktır. Şöyle ki: Eski modeller, yapılanma biçimleri gereği teori-pratik; okumak/yazmak-çizmek/yapmak-hesaplamak vb. becerileri birbirlerinin aleyhine ve birer karşıtlık üzerine inşa ederken, önerilen model çağdaş eğilimler doğrultusunda bunların bütünleştirilmesini ve birbirlerini besleyerek çoğaltmasını hedefleyecektir. Kaynağa ulaşma/çizme/yapma/hesaplama teknolojilerindeki yenilikler, turizm sektöründeki sıçrama ile hareketliliğin artması vb. gelişmeler, eskiden edinilmesi daha uzun süreler ve emekler isteyen, dolayısıyla da kendi tutuculuklarını beraberinde getiren deneyimleri ve görgüleri çok daha seri ve kolay edinilebilir kılmıştır. Tabii ki bütün bu yeni imkânları strüktüre ederek öğrenciyle buluşturan elverişli bir ortamın bulunması koşuluyla. (Aksi halde çağdaş dünyanın başlıca problemi olan "birikmeyen çokluklar" ile yüzleşilmektedir.) İşte önerilen formasyon eğitimi modeli tam da bu "ortam" olma iddiasını taşıyarak öncekilerden ayrışacaktır. Günümüz dünyasının iddialı mimarlık programlarındaki öğrenciler "iyi konuşma/yazma" ya da "iyi çizme/yapma" becerileri ile yetinmemekte, hepsini birden "iyi yapma" motivasyonundan beslenmektedirler.

Farklı becerileri birbirlerinin esin kaynağı haline getirerek bütünleştirmenin yolu da teori ile pratiği, temsil (representation) ile nesneyi (object), anlatı (narrative) ile gerçeği (reality) karşılıklı olarak birbirine test ettirerek gündemde tutan dinamik bir ortamın oluşturulmasından geçmektedir. Bu durumda gerçeklik (reality) olduğundan farklı "olabilirlik" koşulları içinde, anlatı (narrative) da alternatif "gerçekleşme" olasılıkları ile girdiği tansiyonlu ilişki içinde kavranabilecektir. Mimarlık eğitiminde bu dinamik ortamın güncel karşılığı atölye düzenidir. Pratik problem tanımları üzerine inşa edilecek olan atölye ortamı sürekli olarak iki kaynaktan beslenerek işleyecektir:
1. Anlatı ağırlıklı kuramsal dersler/kurslar/seminerler;
2. Gözlem ağırlıklı pratik temaslar/geziler/konferanslar.
1. Anlatı ağırlıklı kuramsal kaynağın omurgası üç kulvardan oluşacaktır:
a. Modern mimarlık tarihi ve kültürü,
b. Çağdaş metropollerin ve yerleşmelerin sosyal ve fiziksel bünyeleri,
c. Çağdaş yapım teknolojileri.
2. Gözlem ağırlıklı pratik kaynak dört deneyim alanından oluşacaktır:
a. Mevcut yapı ve mimari proje stoku,
b. Çağdaş metropoller ve şehirler,
c. Yapı malzemesi ve inşaat sektörü,
d. Çağdaş bilgi işlem, temsil ve iletişim teknolojileri.



Küresel Bağlam
Atölye sistemi, bu bilgi ve gözlem kanallarının süzgecinden geçirilerek gündemde tutulacak dinamik problem tanımları ve çözümleri üzerinden işleyecektir. Atölye ortamının ürünü, alternatif temsil (representation) ve ifade araçları ile üretilebilecek projeler olacaktır. Problem tanımlarında evrensel gündemlerin ve perspektiflerin benimsenmesi hedeflenecektir. Bu nedenle gözlem ve deneyim alanı olarak İstanbul ve yakın çevresinin yanı sıra dünya metropollerinin ve yerleşim alanlarının kullanılması önem taşıyacaktır. Dolayısıyla yakın ve uzak mesafe gezilerinin (excursion) düzenli olarak programlanması ve uluslararası kurum ve kişilerle düzenli temaslar içinde bulunulması gerekecektir.

Uluslararası ilişki zincirlerinin içine katılmak için İstanbul iki bakımdan avantaj sağlamaktadır. Birincisi, başından beri bir dünya şehri olarak konumlanan İstanbul'un çok katmanlı ve anıtsal tarihsel mirası; ikincisi, modern dünya içinde de evrim göstererek dünyanın önemli metropollerinden birine dönüşmüş olması. Tarihsel cazibesi, dinamik çağdaş sorunları ve potansiyelleri ile İstanbul, içinden bakıldığında hakkı verilemeyen ve değerlendirilemeyen uluslararası bir ilginin odağı durumundadır. Bu ilgi, yeni programın uluslararası zincirlerin içinde konumlanmasını kolaylaştırmak bakımından değerlendirilmesi gereken bir potansiyel olarak düşünülmektedir. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin mevcut altyapı ve mekân kapasitesi, uluslararası kişi ve kuruluşlara benzerleri talep edilerek sunulabilecek kayda değer imkânlardır.

Çerçevesini bu biçimde çizen bir programın kendi dışı ile kurduğu ilişki örüntüsü akademik kurum ve kişilerle sınırlı olmayacak, başta proje ve uygulama deneyiminin içinde bulunan mimarlar ve bürolar olmak üzere, inşaat ve malzeme firmaları ile de düzenli ilişkiler içinde bulunulacaktır. Bu ilişkilerin eğitimin yanı sıra, inşaat sektöründeki firmaların mimarlık formasyonu ile olan bağlarının güçlenmesine katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

Anlatı ve Görsellik
Önerilen modelin esinlendiği güncel eğilim sosyal bilim, kültürel araştırmalar, edebiyat gibi "anlatı" (narration) ağırlıklı disiplinlerle, çağdaş ifade ve iletişim ortamlarının "görsel" (visual) ağırlıklı disiplinlerinin arakesitinden beslenerek konumlanmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin birikimini ve kapasitesini ağırlıkla sosyal bilim, tarih, edebiyat, psikoloji, görsel ve sözel iletişim, kültürel çalışmalar alanları üzerinde yoğunlaştırmış olması, programın beslendiği ve beslediği kaynakların zenginliğine işaret etmektedir.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı - santralistanbul T: +90 (212) 311 50 00 - E-posta: mimarlik@bilgi.edu.tr